Anasayfa  ›  Site İçi SEO

Site İçi Seo

Site içi SEO, telefonda sorulan soruları sayfanın kendisine cevaplatır: paket servisin uğradığı mahalleler ile siparişin alt sınırı, menüdeki yemeklerin içindekiler ve alerjen bilgisi, düğüne, nişana ya da iş yerine verilecek toplu siparişin sayfası ve anasayfada dönen “mutlu müşteri” sayaçları.

Telefon ekranı: Site İçi SEO

Site İçi SEO Paket Servisin Hangi Mahallelere Gittiğini ve En Az Sipariş Koşulunu Sayfada Nereye Yazar?

Adıyaman merkezde bir çiğ köfte dükkânının sitesinde, anasayfanın ortasında tek cümle durur: “Paket servisimiz vardır.” Dükkânın telefonu akşama dek susmaz; arayanların sorusu hep aynıdır: “Bizim mahalleye geliyor musunuz?” Siparişe bakan çırak her seferinde işi bırakır, mahalleyi sorar, ustaya döner. Arayanların kimi cevabı beklemeden kapatır. Site içi SEO, bu cümlenin eksik bıraktığını sayfaya yazar: nereye, hangi koşulla, hangi saatte.

Bu bilgilerin yeri, sipariş düğmesinin yanından tek dokunuşla açılan teslimat sayfasıdır. Sayfa önce mahalleleri adıyla sayar. “Merkezin her yerine” demek yetmez; merkezin nerede bittiği herkese göre değişir. Adlar yalnızca haritaya boyanmış renkli bir alanla gösterilmez; yazıyla da durur: alt alta, okunur, aranır biçimde. Gidilmeyen yerler de söylenir: “Şu mahallelere şimdilik gelemiyoruz.” Bu satır, arayacak kişinin de sizin de vaktinizi korur.

Adların yanında koşullar yazar. En az sipariş koşulu var mı; varsa her mahalle için aynı mı, uzak mahallelerde yükseliyor mu? Getirme ücreti alınıyor mu, belli bir tutarın üstünde kalkıyor mu? Servis hangi saatte başlıyor, son sipariş kaçta alınıyor? Rakam vermek istemeyen işletme bile koşulun varlığını söyleyebilir; müşteri kapıda öğreneceği şeyi sayfada öğrenmelidir.

Süre de sorulur, ama söz verilerek yazılmaz. “Yirmi dakikada kapınızdayız” cümlesi yağmurlu bir akşamda tutmaz. Onun yerine olağan süre ve onu uzatan durumlar yazılır: yakın mahallelere kısa sürede, uzak olanlara biraz daha geç; yoğun saatlerde gecikme olabilir. Kapıda nasıl ödendiği de aynı yerde durur: nakit mi, kart mı; kurye yanında kart cihazı getiriyor mu?

Paket servis arayan kişi çoğu kez mahallesinin adını da yazar: önce mahalle, ardından “çiğ köfte paket servis”. Arama motoru bu adı sayfanızda yazı olarak bulursa sayfayı o aramanın karşılığı sayabilir; bulamazsa saymasını beklemek boşunadır. Aynı bilgiler harita kaydınızda ve sipariş aldığınız öteki yerlerde de aynı sözlerle durmalıdır. Biri “geliyoruz” derken öteki susarsa müşteri ikisinden hangisinin doğru olduğunu çıkaramaz.

Bölge değiştiği gün sayfa da değişir: yeni bir kurye alındıysa eklenen mahalle, kış geldiyse çıkarılan uzak semt aynı gün yazılır. Site içi SEO işlerini biz bir yoğurma listesinde toplarız. Adı çiğ köfte leğeninden gelir: yoğrulacak ne varsa o listede durur. O ayın listesini ilkin siz okursunuz; onay verirsiniz, iş ondan sonra başlar. Onaylamadığınız hiçbir satıra el sürülmez.

Menü Sayfasında İçindekileri ve Alerjen Bilgisini Yazmak Kimi Rahatlatır, Kimi Uyarır?

Çocuğunun ceviz yememesi gereken bir anne, akşam yemeği için bir lokantanın menü sayfasını açar. Sayfada adlar ve fiyatlar durur: ev salatası, soslu tavuk, günün tatlısı. Sosun içine ne girdiği yazmaz; tatlının üstüne ne serpildiği de. Anne lokantayı arar; telefonu açan garson sosu bilmez, mutfağa sormak için bekletir. Anne bekler; çünkü tahminle sipariş veremez.

İçindekiler satırı tanıtım değil, sayımdır: tabağa ne girdiyse, adıyla. Yemeğin adının altında yalın sözlerle durur. Sos varsa sosa girenler, hamur varsa unun türü, kızartma varsa hangi yağda yapıldığı yazılır. Üstüne serpilen de sayılır; sakıncalı olan, tabağın kendisinde değil de son anda eklenen bir tutamda olabilir. Liste kısa tutulur, ama eksik bırakılmaz; “ve baharatlar” diye biten satır, soranı yeniden telefona yollar.

Kimi insanın uzak durması gereken besinler vardır; bunlara alerjen denir. Sık sorulanlar bellidir: ceviz ve fındık gibi kabuklu yemişler, yer fıstığı, susam, buğday, süt, yumurta. Menü sayfası bunları her yemeğin yanında ayrıca gösterir: küçük bir işaretle ve işaretin ne demek olduğunu söyleyen bir satırla. Aynı mutfakta, aynı kaplarda hazırlanan yemekler için “iz taşıyabilir” notu da dürüstlüktür.

Acı da içindekiler kadar sorulur. “Acılı” sözü yalnız kaldığında pek az şey anlatır; birine göre az olan, bir başkasının yiyemeyeceği kadar yakıcıdır. Sayfa bunu basamaklarla gösterebilir: acısız, az acılı, acılı. İstenirse acısız hazırlanıp hazırlanamayacağı da yazılır. Çocuğuyla gelen aile ve acıya alışık olmayan misafir bunu siparişten önce öğrenmek ister; öğrenemeyince çoğu zaman en tanıdık yemeğe yönelir.

Bu satırlar iki türlü okura iki ayrı şey söyler. Sakıncası olmayanı rahatlatır: sormadan, beklemeden seçer. Sakıncası olanı uyarır: o yemeği geçer, başkasına bakar. İkisi de masaya güvenle oturur. Tarif değiştiği gün sayfa da değişmelidir; sosa yeni bir malzeme girdiyse satır o gün düzeltilir. Satır yanlış kaldıysa okur, yokluğunda soracağı soruyu sormaz; yanlışa güvenir.

İnsanlar bunu arama kutusuna da yazar: yemeğin adı, ardından “içinde ne var” ya da “ceviz var mı”. Cevap sayfanızda yazıyla duruyorsa o aramada görünebilirsiniz. Alerjen bilgisinin nasıl sunulacağına dair kurallar da vardır; işletmenize düşeni bir gıda mühendisine ya da bağlı olduğunuz odaya sorun. Site içi SEO açısından eksik bir içindekiler satırı bir topaktır: yoğrulmadan kalmış, müşterinin önüne öylece çıkan parça.

Düğün, Nişan ya da İş Yeri İçin Toplu Sipariş Verecek Kişiye Ayrı Bir Sayfa Gerekir mi?

Kız kardeşinin nişanını hazırlayan bir ağabey, iki yüz kişilik ikram için bildiği lokantanın sitesini açar. Karşısında günlük menü ve tek bir düğme vardır: “Sipariş ver.” Düğme sepete götürür; sepet en çok on porsiyon alır. Kaç gün önceden haber vereceğini, yemeğin salona getirilip getirilmeyeceğini, tabakları kimin dizeceğini soracak bir yer bulamaz. Sayfayı kapatır.

Kalabalık için sipariş veren kişi, akşam yemeği söyleyen kişiyle aynı soruları sormaz. Onun derdi bir tabak değil, bir gündür. En az ve en çok kaç kişilik sipariş alınıyor? Kaç gün önceden haber vermek gerekiyor? Yemek getiriliyor mu, masalara kim diziyor, servis yapan biri geliyor mu? Tabak, çatal, peçete kimden? Günlük menü bunların birini bile cevaplamaz.

Site içi SEO bu soruları ayrı bir sayfada toplar. Başlığı, arayanın yazdığı sözlerle kurulur: “düğün ve nişan için toplu sipariş”, “iş yerine toplu yemek”. Arama kutusuna böyle yazan kişi günlük menüye değil, kendi durumunu anlatan sayfaya varmak ister. Sayfa günlük menüden kopuk da durmaz; menüden ona, ondan menüye yol vardır. Anasayfada ve iletişim sayfasında da adıyla görünür.

Sayfanın ortasında bir istek formu durur ve üç şeyi mutlaka sorar: hangi gün, kaç kişi, nerede. Ardından isteğe bağlı sorular gelir: yemek saati, salonda mutfak olup olmadığı, özel bir istek. Form kısa tutulur; ayrıntı telefonda konuşulur. Gönderen kişi, ne zaman aranacağını ekranda okur. Günü yakın olan için sayfada bir telefon numarası da bulunur: bekleyemeyecek iş yazışmaya bırakılmaz.

Fiyat rakamla yazılmasa da nasıl oluştuğu yazılabilir: kişi sayısına göre mi, seçilen yemeklere göre mi hesaplanıyor; getirme ve servis ayrıca mı ekleniyor; şehir dışındaki salonlar için yol farkı oluyor mu? Kapora istenip istenmediği, vazgeçmenin en geç ne zaman bildirileceği de aynı yerde durur. Okur toplamı bilmese de hesaba neyin girdiğini bilir; teklif geldiğinde şaşırmaz.

Böyle bir sayfanın eksikliği, siteye dışarıdan bakan birinin gözüne hemen çarpar. Leğenin başındaki usta kıvamı kâğıttan okumaz: çiğ köfteden bir lokma alır, avucunda sıkıp bakar; bulgurun tanesi hâlâ dişte kalıyor mu, isot her yere dağılmış mı, lokma dağılmadan tutuyor mu? Biz de sitenizin kıvamına müşterinin geldiği yerden bakarız: kalabalık için sipariş verecek kişi cevabını hangi sayfada buluyor?

“Beş Yüz Mutlu Müşteri” Diye Dönen Sayaçlar Okura Ne Anlatır?

Adıyaman ilinde başka firmalar için dikim yapan bir hazır giyim atölyesinin anasayfası açılırken üç sayı sıfırdan başlayıp hızla döner ve durur: beş yüz mutlu müşteri, bin iki yüz tamamlanan proje, yirmi yıllık tecrübe. Altlarında ne bir ad ne bir tarih vardır. Sayfayı açan alıcı sayıların durmasını bekler, sonra asıl aradığını bulmak için ekranı kaydırır: bu atölye ne diker?

Bu sayıların ortak yanı, okurun hiçbirini sınayamamasıdır. Beş yüz müşteri kimdir; “mutlu” olduklarını kim, nasıl saymıştır? Proje denen şey tek bir gömlek siparişi midir, bir yıllık anlaşma mı? Sayı hangi gün doğruydu; sayaç o günden beri güncellendi mi? Okur bu soruları yüksek sesle sormaz. Aynı üç kutuyu başka pek çok sitede gördüğü için üstünden geçer, gider.

Sayacın yerine bakılabilen şeyler konur. Birincisi yapılmış işlerdir: fotoğrafı, ne olduğu, hangi yıl teslim edildiği. “Bin iki yüz proje” yerine on iki iş, her biri iki satırla anlatılmış. Okur çoğu zaman sayıya değil, kendi isteyeceği işe benzeyen örneğe bakar. Yıl önemlidir; yılı yazılmamış bir örnek, atölyenin aynı işi hâlâ yapıp yapmadığını söylemez.

İkincisi müşterinin kendi sözüdür ve kaynağıyla birlikte durur: kimin söylediği, hangi işle ilgili olduğu, nerede yazıldığı. Harita kaydınızdaki bir yorumsa oraya giden bağlantı verilir. Adı yazılamayan müşteri için işin türü ve yılı yeter; uydurma bir ad ya da baş harfler, hiç yazmamaktan daha çok kuşku uyandırır. Az ama gösterilebilir söz, çok ama kaynaksız sözden ağır basar.

Sayı vermek yanlış değildir; yeter ki neyi saydığı belli olsun. “Atölyemizde kırk kişi çalışıyor” denebilir: sayılan şey açıktır, yanına da hangi ay doğru olduğu yazılır. “Yirmi yıllık tecrübe” her yıl eskir; kuruluş yılını yazmak eskimez. Dönmenin kendisi de bedelsiz değildir: sayıları döndüren küçük betik, yani kod parçası, sayfayla birlikte yüklenir ve telefonda açılışa az da olsa yük bindirir.

Sitenizde dönen sayaçlar mı var, bakılabilen işler mi; birlikte görelim. Site adresinizi bekliyoruz: kıvam bakışında para alınmaz; siteye dışarıdan bakılır, şifreniz istenmez. Site içi SEO ile yola devam ederseniz ay sonlarında bir çetele okursunuz: çizgi çizgi tutulmuş, gündelik sözlerle yazılmış bir hesap. Hangi topaklar yoğruldu, okur artık nerede takılmıyor, sırada ne var? Sonra kıvama ikinci kez bakılır, ilkiyle karşılaştırılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kaçırmamak için listenin altına bir satır ekleyin: “Mahalleniz listede yoksa arayın; yolumuzun üstündeyse getiririz.” Liste yine de açık kalsın; adını gören kişi çoğu zaman sormadan sipariş verir. Sık sık ayrıcalık tanıdığınız bir yer varsa orası artık bölgenizdedir; adını listeye yazın ve koşulunu yanına ekleyin.

Olanı yazın: yemeğin içine ne girdiğini ve mutfakta başka nelerin kullanıldığını. “İçinde ceviz yoktur; aynı mutfakta ceviz kullanılır” gibi bir satır dürüsttür ve kararı okura bırakır. Veremeyeceğiniz güvenceyi vermeyin. Bu konuda uyulması gereken kurallar da bulunur; kendi işletmeniz için bir gıda mühendisine danışmanız yerinde olur.

Tadım yapıp yapmadığınızı, yapıyorsanız koşulunu yazın: hangi günler, kaç kişiyle, ücretli mi, siparişe dönüşürse hesaptan düşülüyor mu? Tadım yapmıyorsanız bunu da söyleyin ve yerine ne önerdiğinizi ekleyin: örneğin küçük bir siparişle denemek. Cevabı sayfada bulan kişi konuyu telefonda pazarlığa çevirmez; formu doldurur ve gününü sorar.

Üç iyi örnek yeter. Her biri için bir fotoğraf, işin ne olduğu ve hangi yıl yapıldığı yazılsın. O da yoksa ne ürettiğinizi yalın sözlerle sayan kısa bir bölüm aynı yeri doldurur: hangi ürünler, hangi kumaşlar, en az kaç adet. Boş kalmasın diye konan sayı, o boşluktan daha fazla soruya yol açar.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.