Anasayfa › Site Dışı SEO
Site Dışı Seo
Site dışı SEO, sitenizin dışında sizin için yazılanı ve yazılmayanı izler: reklamınızın altına bırakılan yorumlar, ilin resmî tanıtım sayfaları ile gezi rehberleri, başkasının markasıyla satılan ürünü üreten atölyenin adının geçebileceği yerler ve ürününüz bir marketin broşüründe yer aldığı hafta yazılan aramalar.
Site Dışı SEO Reklamınızın Altına Açıkça Yazılan Yorumları Neden Okur?
Adıyaman merkezde bir perdeci, yeni gelen kumaşlarını gösteren bir paylaşımı para ödeyerek öne çıkarır. Bir hafta sonra altında on bir yorum birikmiştir: yedisi yalnızca “fiyat?” diye sorar, biri geç gelen bir siparişten yakınır, biri başka bir dükkânın bağlantısıdır, ikisi arkadaşını çağırır. Hiçbirinin altında cevap yoktur. Site dışı SEO işe bu cevapsız satırları okuyarak girer; çünkü reklamı gören de onları okur.
Reklam yalnızca hazırladığınız fotoğraftan ve yazıdan oluşmaz. Altına yazılanlar da onun parçasıdır ve çoğu zaman reklamı gören herkese açıktır. Kumaşı beğenen kişi parmağını bir kez daha kaydırır, yorumlara bakar; orada gördüğü şey, dükkânın müşterisiyle nasıl konuştuğudur. Parasını ödediğiniz her gösterim, yani reklamın birinin önüne her çıkışı, cevapsız kalmış o yedi soruyu da yeni bir kişiye okutur.
Cevapsız bir “fiyat?” sorusu, okurun gözünde söylemek istememek demektir. “Bilgi için mesaj atın” cevabı da aynı kapıya çıkar: soran kişi fiyatı açıkta sormuştur, cevabı da açıkta duymak ister. Fiyat tek bir rakam değilse nasıl oluştuğu yazılır: kumaşın metresine, pencerenin enine, dikişin türüne göre değiştiği; ölçü verilince tutarın söyleneceği. Bunu okuyan sonraki kişi aynı soruyu sormaz.
Yorumlara kimin bakacağı reklam başlamadan belli olmalıdır: tek kişi, her gün, olabiliyorsa aynı gün içinde. Yakınmaya verilen cevap sakin ve kısadır: olanı kabul eder, gerekiyorsa özür diler, sonra konuşmayı özel bir kanala taşır: “Sipariş numaranızı mesajla yazar mısınız, hemen bakalım.” Ayrıntı orada çözülür. Yorumların arasında, açıkta kalan ise dükkânın yakınmayı duyduğu ve üstüne gittiğidir.
Yorumu kaldırmak ya da gizlemek ayrı bir karardır. Hakaret içeren yorum ile ilgisiz bağlantılar gizlenir; başka bir dükkânın reklamını kendi paranızla göstermeniz gerekmez. Hoşa gitmeyen ama gerçek olan yorum ise yerinde kalır; onu kaldırmak, yazanı aynı şeyi daha yüksek sesle yeniden yazmaya itebilir. Reklam yayında kaldıkça yorumlar da kalır; bu yüzden bakma işi ilk günle bitmez, son güne dek sürer.
Reklamın altı, işletmenizin sitenizin dışında konuşulduğu köşelerden biridir. İlk bakışımızda, yani kıvamda oraya da bakılır. Çiğ köfteyi yoğuran kişi, hazır olup olmadığını tarifle değil eliyle anlar; avucuna aldığı parçayı sıkar: tane dişe geliyor mu, biber her yana dağılmış mı, parça bütün kalıyor mu? Site de dört yerinden böyle yoklanır; yerlerden biri, başkalarının sizin için yazdıklarıdır. Bakışın ücreti yoktur; şifre sorulmaz.
İlin Resmî Tanıtım Sayfalarında ve Gezi Rehberlerinde İşletmeniz Nasıl Yer Alır?
Kahta’da küçük bir pansiyon, her yaz gün doğmadan Nemrut’a çıkan misafirlerle dolar. Sahibi bir kış akşamı ilin resmî tanıtım sayfasını açar; “Nerede kalınır?” başlığının altında bir liste durur. Komşu iki tesisin adı oradadır, kendi pansiyonunun adı yoktur. Kimse onu listeden çıkarmamıştır; adı listeye hiç girmemiştir. Sayfayı hazırlayan görevli, kendisine bildirilmeyen bir işletmeyi bilemez.
Kamu kurumlarının tuttuğu tanıtım sayfalarını, yolculuğunu önceden kuran kişiler okur: nereye gidilir, nerede kalınır, ne yenir. Okur bu sayfalara reklam gözüyle bakmaz; arkasında bir kurum durduğu için yazana güvenir. Basılı ya da internetteki kimi gezi rehberi de listesini bu sayfalardan derler. Resmî sayfada bir kez yer alan ad böylece başka yerlere de taşınabilir; yer almayan ad oralarda da eksik kalır.
İlk soru yalındır: işletmenizin adı o listede geçiyor mu? Geçiyorsa tabelanızdaki yazılışla aynı mı; yanındaki telefon bugün çalan telefon mu, site adresi açılıyor mu? Yıllar önce girilmiş bir satır, taşınan bir işletmeyi eski sokağında, numarası değişmiş bir pansiyonu susan bir hatta gösteriyor olabilir. Yanlış yazılmış resmî bir satır, hiç yazılmamış olandan zararlıdır; çünkü okur ona inanır.
Listeye girmenin yolu her kurumda başkadır; hepsine uyan bir tarif yoktur. Kimi kurum yalnızca belli bir belgesi olan tesisleri yazar, kimi başvuran her işletmeyi değerlendirir, kimi sayfasında hiç işletme adı anmaz. Doğrusu sormaktır: sayfayı hangi birim hazırlıyor, başvuru nasıl yapılıyor, hangi evrak isteniyor? Cevap yazılı alınır ve işletmenin dosyasında saklanır; ileride yeniden gerekebilir.
Listeye girmekle iş bitmez. Telefon, ad ya da adres değiştiğinde kime haber verileceği baştan not edilmelidir; yoksa eski satır yıllarca yerinde kalır. Oradaki bilgiler harita kaydınızdakiyle kelimesi kelimesine aynı olmalıdır: aynı ad, aynı numara, aynı site adresi. Yolculuğunu kuran kişi iki yerde iki ayrı telefon görürse hangisini arayacağını bilemez; arama motoru da hangisine güveneceğini.
Bu iş bir günde bitmez: yazılır, beklenir, yeniden sorulur. Site dışı SEO sürdükçe, ay kapanırken size bir çetele gelir. Çetele bir sayım yoludur: her iş için bir çizgi. Bizimki gündelik sözlerle yazılır: o ay hangi eksik giderildi, yolculuğunu kuran kişi artık neyi doğru görüyor, sırada ne var? Resmî sayfadaki satırınız düzeldiğinde bunu çetelede okur, kendiniz de açıp bakarsınız.
Başkasının Markasıyla Satılan Ürünü Siz Üretiyorsanız İnternette Adınız Nerede Geçebilir?
Adıyaman merkezde bir konfeksiyon atölyesi, yıllardır başka firmaların etiketiyle satılan gömlekleri diker. Makineleri doludur, ustaları işini bilir. Sahibi yeni müşteri aramaya karar verdiğinde bir duvara çarpar: sitesine yazabileceği tek bir müşteri adı yoktur. Anlaşmaları, kimin için ürettiğini söylemesine izin vermez. Diktiği gömlekler vitrinlerde durur; atölyenin adı ise internette hiçbir yerde geçmez.
Başkasının markası için yapılan üretime fason denir. Fason çalışan bir üreticinin adı, müşterisinin adı anılmadan da yaşayabileceği yerlerde aranır. İlki üye listeleridir: bağlı olduğu odanın, bulunduğu sanayi bölgesinin, üyesi olduğu meslek birliğinin sayfası. Bu listeler çoğu zaman firma adını, yaptığı işi ve iletişim bilgisini yazar. Üretici arayan bir alıcı, bir ilde kimlerin dikim yaptığını öğrenmek için önce oraya bakabilir.
İkincisi fuarlardır: katılan firmaların adı fuarın sitesinde yayımlanır ve çoğu zaman fuar bittikten sonra da orada kalır. Üçüncüsü, alıcıların üretici aradığı tedarikçi siteleridir; firma orada ne ürettiğini kendi sözleriyle yazar. Dördüncüsü akla geç gelir: iş ilanları. “Düz dikiş makinecisi aranıyor” diyen bir ilan, atölyenin adını, yerini ve yaptığı işi dolaylı yoldan duyurur.
Kendi siteniz de müşteri adı olmadan çok şey söyleyebilir. Hangi kumaşlarla çalışıyorsunuz: dokuma mı, örme mi? Hangi ürünleri dikiyorsunuz? Siparişleri hangi büyüklükte alıyorsunuz: az adetli işler mi, uzun süren seri işler mi? Kalıbı siz mi çıkarıyorsunuz, hazır mı geliyor? Hangi belgeleriniz var? Alıcı çoğu zaman kimin için çalıştığınızdan önce, kendi işini yapıp yapamayacağınızı öğrenmek ister.
Müşteriye de sorulur: adınızı anmadan neyi söyleyebiliriz? Kimi firma ürün türünün yazılmasına izin verir, kimi “yurt dışına satış yapan bir firma için” demeye, kimi hiçbirine. Ne denirse yazıyla alınır ve ona uyulur. Fotoğrafta kural daha da sıkıdır: etiketi, logosu ya da ayırt edilecek bir deseni görünen ürün, sahibinin açık izni olmadan yayımlanmaz. Sözleşmenizde ne yazdığından emin değilseniz bir hukukçuya okutun.
Adınızın geçebileceği yerde geçmemesi ya da yanlış geçmesi bir topaktır; bizde eksiğin adı budur: yoğrulmadan kalmış parça. Site dışı SEO işinde topak üç soruyla kayda geçer. Leğenin neresinde kalmış? Örneğin odanın üye listesindeki eski telefonda. Müşterinin dişine nerede geliyor? Sizi aradığı ve ulaşamadığı anda. Hangi ay yoğrulacak? Onayladığınız yoğurma listesinin ayında. Üç satırlık not, küçük işin büyüklerin arasında unutulmasını önler.
Ürününüz Bir Zincir Marketin Haftalık Broşürüne Girdiği Hafta Yapılan Aramalar Nereye Varır?
Tut’ta dut pekmezi üreten bir aile işletmesinin kavanozu, bir zincir marketin haftalık broşürüne girer: bir fotoğraf, ürünün adı, tek satır. Broşür o hafta pek çok eve ulaşır. Adı ilk kez gören kimi kişi telefonuna yazar. Karşısına marketin kendi sayfası, birkaç ilgisiz sonuç ve başka üreticilerin kavanozları çıkar. Pekmezi kaynatan ailenin adı o aramada hiçbir satırda yoktur.
Broşür insanı rafa olduğu kadar arama kutusuna da gönderir. Fotoğrafı gören kişi çoğu zaman bir şey daha öğrenmek ister: bunu kim yapıyor, nerede yapılıyor, içinde ne var? Broşürdeki tek satır bunlara cevap vermez. Arama o hafta yapılır; çünkü merak o hafta uyanmıştır. Karşılığını bulamayan kişi ürünü yine de alabilir; ama üreticinin adını öğrenmeden alır.
Hazırlığı site dışı SEO broşürden önce yapar. Üreticinin kendi sitesinde o ürüne ait bir sayfa bulunmalı, başlığı da kavanozun üstündeki adı harfi harfine taşımalıdır. İnsanlar gördüğünü yazar: etikette ne yazıyorsa aramaya da o girer. Sayfanın adı “Ürünlerimiz” ya da “Lezzetlerimiz” ise arama motoru o sayfayı bu aramayla eşleştirmekte zorlanır; ad, sayfanın en görünür yerinde durmalıdır.
Sayfa üç şeyi yalın sözlerle söyler. Ürün nedir: neyden, nerede, kimin elinden çıkıyor? Nasıl kullanılır: kahvaltıda mı yenir, yemeğe mi katılır; açıldıktan sonra nasıl saklanır? Nerede bulunur: marketlerde satıldığı yazılır; isteyen için üreticiden doğrudan alma yolu da gösterilir. Övgü yazılmaz, bilgi yazılır. Kavanozun fotoğrafı raftakiyle aynıdır; okur broşürde gördüğü şeyi tanımalı, doğru yere geldiğini anlamalıdır.
Hafta geçer, broşür çöpe gider; marketin o haftaki sayfası da çoğu zaman yayından kalkar. Üreticinin sayfası kalır. Ürünü alıp beğenen kişi aylar sonra adını yeniden yazdığında karşısında yine o sayfayı bulabilir. Bir sonraki broşür haftasında hazırlık baştan yapılmaz; sayfa yerindedir, yalnızca güncelliğine bakılır: fotoğraf aynı kavanozu mu gösteriyor, ad ya da ağırlık değişti mi?
Marketin satın alma görevlisine de bir soru sorulur: broşürde ve raf etiketinde üreticinin adı görünebilir mi? Cevap anlaşmaya bağlıdır; sormadan bilinmez. Site dışı SEO yolunda atılacak ilk adım sizden yalnızca bir satır ister: sitenizin adresi. Kıvamına ücretsiz, şifre sormadan bakar, gördüğümüz topakları size yazarız. Gerisi sizin onayınıza kalır: yoğurma listesine, yani her ay önünüze konan iş listesine girmeyen hiçbir işe başlanmaz.
Reklamımın altına “fiyat?” yazanların çoğu cevabı alınca bir daha yazmıyor; hepsine tek tek cevap vermeye değer mi?
Değer; çünkü cevap yalnızca sorana yazılmaz, reklamı sonradan gören de okur. Aynı soruya her seferinde aynı açıklıkla karşılık verin. Kimi ortam bir yorumu en üste sabitlemenize izin verir; fiyatın nasıl oluştuğunu anlatan kısa cevabı oraya koyabilirsiniz. Soran dönmese de sonraki okur sorusunun karşılığını ve dükkânın cevap verdiğini görür.
Pansiyonumun turizm belgesi yok; ilin resmî tanıtım sayfasındaki listeye yine de girebilir miyim?
Kurumuna göre değişir. Kimi sayfa yalnızca belgeli tesisleri yazar, kimi ilçedeki bütün konaklama yerlerini sayar. Sayfayı hazırlayan birime yazıyla sorun ve cevabı saklayın. Belge koşulu varsa hangi belgenin istendiğini de aynı yazıda öğrenin; belgenin nasıl alınacağını ilgili kurumdan ya da bağlı olduğunuz odadan sorun. Tahminle yapılan başvuru zaman kaybettirir.
Odaya kayıtlıyım, ama odanın sitesindeki üye listesinde atölyemin adını aratınca çıkmıyor; neden olabilir?
Kimi oda listesini seyrek günceller, kimi üyeyi sicildeki uzun unvanıyla yazar; tabeladaki kısa adla aratınca bulamayabilirsiniz. Önce tam unvanınızı yazın. Yine çıkmıyorsa odanın ilgili birimine yazıyla başvurun: listede görünmek istediğinizi ve satırda hangi bilgilerin yer almasını dilediğinizi bildirin. Bir süre sonra listeyi kendiniz açıp bakın.
Market broşürüne gireceğim haftayı ancak birkaç gün önceden öğreniyorum; bu kadar kısa sürede ne yetişir?
Ürün sayfanız zaten varsa çoğu şey hazırdır: başlığın kavanozdaki adla aynı olduğuna, fotoğrafın güncel olduğuna ve sayfanın açıldığına bakın. Yoksa kısa bir sayfa bile iş görür: ürünün adı, ne olduğu, nasıl kullanıldığı, marketlerde bulunduğu. Arama motorunun yeni sayfayı ne zaman göstereceği bilinmez; bu yüzden sayfayı broşürü beklemeden, bugünden açmak daha doğrudur.