Anasayfa  ›  Teknik SEO

Teknik Seo

Teknik SEO, siz başka işle uğraşırken sitenin tek başına verdiği cevaplara bakar: ödeme anında bankanın sayfasına gidip gelen müşterinin dönüş yolu, sitenizin gönderdiği e-postalara yazılan cevabın düştüğü adres, aramalara giren site içi arama sonuç sayfaları ve çerez bildirimine “hayır” diyen ziyaretçinin raporlardaki yeri.

Telefon ekranı: Teknik SEO

Teknik SEO Ödeme İçin Bankanın Sayfasına Geçen Müşterinin Sitenize Geri Dönebildiğine Neden Bakar?

Adıyaman merkezde bir perdeciden salonu için tül ve fon perde ısmarlayan müşteri, sepetin sonunda kart bilgilerini yazar. Ekran bankanın sayfasına geçer; telefonuna gelen şifre istenir. Şifreyi girer, “Onayla”ya basar ve bembeyaz bir sayfayla baş başa kalır. Para çekildi mi, sipariş alındı mı, bilemez. Teknik SEO, müşterinin bu gidiş dönüş yolunun neresinde kaldığına bakar.

Kartla ödemede müşteri çoğu zaman kısa bir süre için sitenizden ayrılır. Kart bilgisi yazıldıktan sonra müşterinin tarayıcısı, sitelerin açıldığı o program, kartı veren bankanın doğrulama sayfasına gönderilir; müşteri oradaki kutuya telefonuna gelen tek kullanımlık şifreyi yazar. Banka işini bitirince tarayıcıyı önceden bildirilmiş bir adrese geri yollar. Buna dönüş adresi denir: sitenin bankaya “işiniz bitince müşteriyi şuraya gönderin” diye verdiği adres.

Dönüş aksadığında neden çoğu zaman bu adrestedir. Site kilitli, yani güvenli bağlantılı adrese geçmiş, dönüş adresi eski hâliyle kalmıştır. Sitenin adresi değişmiş ya da başındaki “www” kalkmıştır. Güvenlik ya da hız için sonradan kurulan bir ayar, bankadan gelen cevabı yabancı sayıp geri çevirebilir. Böyle durumlarda para karttan çekilmiş olabilir; site ise bundan habersizdir ve sipariş listesinde tek satır görünmez.

Bakılacak yerler bellidir. Bankaya bildirilen dönüş adresi, sitenin bugünkü adresini tek harf şaşmadan mı taşıyor? Müşteri beklerken ekranda ne görüyor; şifre gelmezse ya da süre dolarsa karşısına hangi yazı çıkıyor? Sipariş, ödeme sonuçlanana dek “ödeme bekleniyor” diye kayda geçiyor mu? Ödeme hizmetlerinin birçoğu sonucu siteye ayrıca, müşterinin tarayıcısından bağımsız olarak da bildirir; o bildirimin gittiği adres çalışıyor mu?

Yolun sonunda müşteri iki şey görmelidir: siparişin alındığını söyleyen bir sayfa ve aynı şeyi yineleyen bir ileti. Bankanın sayfasında “geri”ye basan kişi de boşluğa düşmemeli; sepeti yerinde durmalı, ödemenin yapılıp yapılmadığı açıkça yazmalıdır. Bunlar masa başında anlaşılmaz. Küçük tutarlı gerçek bir ödemeyle, telefondan denenir; çünkü şifreyi okumak için mesajlara geçip dönen müşterinin tarayıcısı sayfayı yeniden yükleyebilir.

Müşteriyi getiren emek bu son adımda karşılığını bulur ya da boşa gider; bu yüzden bakılır. İlk bakışımıza kıvam deriz. Çiğ köfte yoğuran usta, karışım oldu mu diye tarife dönmez; bir parça koparıp avucunda sıkar: bulgur dişe geliyor mu, isot her yana geçmiş mi, karışım dağılmadan duruyor mu? Teknik SEO için sitenizin kıvamına biz de böyle, dışarıdan bakarız; para alınmaz, şifre sorulmaz.

Sitenizin Gönderdiği E-postalar “Bu Adrese Cevap Yazmayın” Diye Gidiyorsa Müşterinin Cevabı Nereye Düşer?

Kahta’da, gün doğumunu izlemek üzere Nemrut’a çıkacaklara tur ayarlayan bir işletmenin sitesinden yer ayırtan misafire onay e-postası gelir. Gönderen adresi “noreply” diye başlar. Misafir “cevapla”ya basar ve sorar: küçük çocuğu için araçta yer var mı? Yazdığı satırlar kimseye ulaşmaz. İki gün bekler; sonra işletmenin, sorusunu önemsemediğine karar verir. Oysa soruyu okuyan olmamıştır.

Bir sitenin kendiliğinden gönderdiği iletiler vardır: siparişiniz alındı, yeriniz ayrıldı, kargonuz yola çıktı. Bunları kimse elle yazmaz; site yazılımı, olay gerçekleştiği anda yollar. Müşteri için ise bu ileti işletmeden gelmiş bir mektuptur ve aklındaki soruyu sormanın en kısa yolu altındaki “cevapla” düğmesidir. Telefon numarası aramaz, iletişim sayfasına dönmez; elinin altındaki iletiye yazar.

Her e-postanın iki ayrı adresi olabilir: iletiyi gönderen adres ve cevabın gideceği adres. İkincisi belirtilmemişse cevap gönderene döner. Gönderen adres ise birçok kurulumda site yazılımının kendi koyduğu, arkasında posta kutusu bulunmayan bir addır. Müşterinin yazdığı ya hiç açılmayan bir kutuya düşer ya da “iletilemedi” notuyla kendisine geri gelir. İki durumda da soru cevapsız kalmıştır.

Düzeltme küçük bir ayardır. Cevap adresine, her gün açılan bir kutu yazılır: işletmenin müşterileriyle yazıştığı adres. Gönderen adı da elden geçer; müşteri gelen kutusunda site yazılımının adını ya da anlamsız bir kısaltmayı değil, tanıdığı işletme adını görmelidir. İletinin altına bir imza eklenir: işletmenin adı, telefonu, telefona bakılan saatler. Yazmak istemeyen arar; aramak istemeyen yazar.

Ayar tek başına yetmez; kutuyu kimin, ne sıklıkla açacağı da belli olmalıdır. Onay iletisine gelen soru çoğu zaman acele ister: tur yarın sabahtır, sipariş bugün yola çıkacaktır. Kutuya bakan kişi izindeyken yerine kimin bakacağı da konuşulur. Cevap verilemeyecek saatler varsa ileti bunu baştan söyler: “Akşam yazdıklarınıza sabah dönülür; bekleyemeyecek bir durumda şu numarayı arayın.”

Arkasında kimsenin durmadığı bir cevap adresi, bizim sözlüğümüzde bir topaktır: yoğrulmadan kalmış parça. Teknik SEO çalışmasında her topağın yanına üç not düşülür. Leğenin neresinde kalmış: sitenin gönderdiği iletilerin ayarında. Müşterinin dişine nerede geliyor: soru sorduğu anda. Hangi ayın listesinde yoğrulacak: onayladığınız ayda. Küçük bir ayar böylece unutulan işlerin arasına karışmaz; yeri, zararı ve sırası yazılıdır.

Sitenin Kendi Arama Sonuç Sayfaları Aramalara Girdiğinde Ortaya Nasıl Bir Yığın Çıkar?

Besni’de bir kumaşçı, akşam dükkânı kapatırken arama motoruna dükkânının adını yazar. Sonuçların arasında kendi sitesine ait, ama hiç yazmadığı başlıklar görür: “kadife için arama sonuçları”, “ucuz döşemelik için arama sonuçları”. Birine dokunur; açılan sayfada iki ürün ve geniş bir boşluk durur. Başlıkların kimi dükkânın satmadığı şeylerden, kimi anlamsız harf dizilerinden oluşmaktadır.

Sitenizdeki arama kutusuna yazılan her söz kendi adresini üretir: çoğu sitede adres bir soru işaretiyle uzar, ardına aranan söz eklenir. Kutuya bin ayrı söz yazılırsa bin ayrı adres doğar. Bunlar hazırlanmış sayfalar değildir; o an derlenmiş birer listedir. Yine de her biri bir adres taşır; o adrese başka bir yerden bağlantı verildiğinde arama motoru onu da gezebilir.

Böyle adresler arama motoruna açık kaldığında ortaya bir yığın çıkar: içinde bir iki ürün bulunan ya da hiçbir şey bulunmayan, birbirine benzeyen sayısız sayfa. İşin kötü yanı da vardır. Kimi kişiler kutuya bilerek kendi reklam sözlerini yazar, oluşan adresi başka sitelerde paylaşır. Arama motoru o adresi gezerse, yabancının yazdığı söz sizin sitenizin başlığı olarak sonuçlara girebilir.

Bu yığının bedeli iki yerde ödenir. Arama motorunun sitenize ayırdığı gezme vakti anlamsız listelere harcanır; asıl sayfalarınızın yeniden okunması gecikebilir. Adınızı arayan kişi de sonuçlarda özensiz, yarı boş satırlar görür. Arama motorları, kendi sonuçlarının içinde başka bir arama sonucunu göstermeyi genellikle istemez ve böyle sayfaları eleyebilir. Ancak neyi, ne zaman eleyeceği sizin elinizde değildir.

Teknik SEO burada üç adım atar. Arama sonuç sayfalarının koduna, ekranda görünmeyen tek satırlık bir not eklenir: “Bu sayfayı listene alma.” Arama motorları böyle bir notu çoğu zaman dinler. Sitenin menüsünde, yazılarında ya da alt bölümünde bu adreslere giden bağlantı varsa kaldırılır. Gerçek ihtiyaca cevap verme işi ise ürün gruplarına bırakılır: kadife arayan kişi, özenle hazırlanmış kadife kumaşlar sayfasına varmalıdır.

Tuhaf adreslerin izi arama motorunun kendi kayıtlarında aranır. Google, sitenin sahibine özel bir kayıt ekranı tutar ve bunun için para istemez; hangi adreslerinizi listesine aldığı orada satır satır görünür. Bulunanlar bizde yoğurma listesine yazılır: her ay önünüze konan, onayınızla başlanan işlerin listesi. Onaylamadığınız satıra dokunulmaz. İşlerin sırası leğendeki gibidir: önce bulgur, sonra isot. İlkin yumuşaması gereken, ardından rengi veren.

Ölçüm Çerezlerine İzin Vermeyen Ziyaretçi Aylık Raporunuzda Nerede Kaybolur?

Çarşıdaki bir çiğ köfte dükkânının sahibi, ay başında sitesinin ziyaret raporunu açar ve durur: sayı bir önceki ayın yarısına inmiştir. Sipariş defteri aynıdır, telefon aynı sıklıkla çalmıştır. Geçen ay sitede tek bir şey değişmiştir: çerez bildirimine, “Kabul et” düğmesinin yanına aynı boyda bir “Reddet” düğmesi eklenmiştir. Kaybolan müşteriler değil, sayılabilen ziyaretlerdir.

Çerez, sitenin ziyaretçinin tarayıcısına bıraktığı küçük bir işarettir; sayım araçları aynı kişiyi ikinci sayfada tanımak için onu kullanır. Ziyaretçi “Reddet”e bastığında, bildirim doğru kurulmuşsa bu işaret bırakılmaz. Gerisi sitenin kurulumuna bağlıdır. Kimi kurulumda sayım aracı hiç çalışmaz ve o kişi raporda yer almaz. Kimi araç ise reddedeni kimliksiz sayar ya da eksik kalan sayıyı tahminle tamamlamaya çalışır.

Bu yüzden rapordaki sayı, siteye gelenlerin değil, sayılmayı kabul edenlerin sayısıdır. İkisinin arasındaki açıklık siteden siteye değişir ve dışarıdan bilinemez. Sayı düştü diye “Reddet” düğmesini küçültmek, soluk bir renge boyamak ya da ikinci bir ekranın arkasına saklamak çare değildir. Ziyaretçi oyalandığını ilk saniyede anlar; işletmeye duyduğu güven de hiçbir raporun göstermediği bir yerden eksilir.

Karar verirken iki şeye bakılır. Birincisi sayının kendisi değil, yönüdür: aynı kurulumla sayılan aylar yan yana konduğunda çizgi yukarı mı gidiyor, aşağı mı? İkincisi çereze ihtiyaç duymayan sayılardır: gelen sipariş, çalan telefon, doldurulan form. Arama motorunun kendi tuttuğu kayıt da böyledir; sitenizin aramalarda kaç kere gösterildiğini, kaçında dokunulduğunu sizin çerezinize bakmadan sayar.

Bildirimin değiştiği gün raporlara bir not düşülür: “Bu günden sonra reddedenler sayılmıyor.” Not olmazsa aylar sonra rapora bakan kişi düşüşü bir kampanyaya, bir mevsime ya da kendi hatasına yorar. Çerezler ve izin konusunda uyulması gereken kurallar vardır; hangi çerez için onay gerektiğini ve bildirimin nasıl kurulacağını bu alanda çalışan bir hukukçuya sormak gerekir.

Site adresinizi kısa bir mesajla gönderin; kıvamına biz bakalım, karşılık beklemeden. Siteye dört yerinden bakılır: teknik hâli, sayfalarında yazanlar, işletmenizin adının başka yerlerde nasıl geçtiği ve haritadaki kaydı. İş teknik SEO ile sürerse ay kapanırken elinize yalın sözlerle tutulmuş bir çetele geçer: hangi topak yoğruldu, müşteri artık nereden rahat geçiyor, sırada ne bekliyor. Aralıklarla ikinci kıvama bakılır; iki bakış karşılaştırılır.

Sıkça Sorulan Sorular

Önce ödeme hizmetinizin yönetim ekranında o günün işlemlerine bakın. Para size ulaşmışsa siparişi elle açın ve müşteriye yazılı onay gönderin. Ulaşmamışsa bankası tutarı çoğu zaman kendiliğinden karta geri bırakır; süresi bankaya göre değişir. Ardından aynı adımı küçük bir ödemeyle kendiniz deneyin; dönüşün nerede koptuğu orada görünür.

İşletmenin site adını taşıyan ayrı bir kutu daha doğrudur. Kişisel adresiniz müşterinin gözüne tanıdık gelmez; siz izindeyken yerinize bakacak kişiye de şifrenizi vermek zorunda kalırsınız. Ortak kutuya birden çok kişi girebilir, hangi soruya kimin döndüğü görülür. İsterseniz o kutuya düşenlerin bir kopyası kendi adresinize de gelsin.

Kutuya yazılmasını engellemek güçtür; herkes yazabilsin diye oradadır. Engellenebilecek olan, yazılan sözün sonuç sayfasında başlık olarak yinelenmesi ve o sayfanın arama motoruna açık kalmasıdır. Sonuç sayfaları listeye alınmıyorsa yabancının sözü aramalarda sizin sitenizin adıyla görünmez; uğraşmasının anlamı da kalmaz. Eski satırların sonuçlardan düşmesi ise zaman alabilir.

Sayım aracını değiştirmek bildirimi kendiliğinden gereksiz kılmaz; sitenizde harita, video ya da sohbet kutusu gibi çerez bırakan başka parçalar olabilir. Hangi çerezin izin istediği hukuki bir sorudur; bir hukukçuya danışın. Çerezsiz sayan araçlar reddedeni de sayabilir; ancak aynı kişiyi yeniden geldiğinde çoğu zaman tanımadığı için rakamları eski raporlarla aynı çizgiye oturmaz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.